Çatal Forum
Sayın Misafir Sitemize Hoşgeldiniz..
Sitemizden Tam Olarak Yararlanabilmek İçin :
Üye Olun ya da Giriş Yapın !..

22 EDİRNE

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

yeni 22 EDİRNE

Mesaj tarafından ßurcu Bir Salı 7 Nis. 2009 - 19:13

Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde il olan Edirne'nin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, güneydoğusunda Çanakkale, kuzey ve kuzeybatısında Bulgaristan, batısında Yunanistan güneyinde de Ege Denizi bulunmaktadır. Edirne'nin bir bölümü Bulgaristan ve Yunanistan toprakları içerisinde kalan Meriç Havzasının doğu kesiminde yer almaktadır. Genellikle geniş ve alçak tepelerden oluşan arazisinin kuzey, kuzeydoğu, güney ve güneydoğu kesimleri alçak tepeler ve platolarla kaplıdır. Bu iki engebeli bölge arasında akarsular yer almaktadır. Istranca Dağlarının bulunduğu kuzey ve kuzeydoğu kesiminde dağlar, batıya ve güneye doğru alçalır, tamamen plato görünümünü alır. Edirne'nin güney ve güneydoğu kesimlerinde çok yüksek olmayan Koru Dağları bulunmaktadır. Bunlar kıyıya paralel biçimde uzanır, Saroz Körfezi'ne doğru da yamaçları dikleşir. İpsala-Enez arasındaki Çandır Dağları ise ilin Uzunköprü yönünde güney kesimini kaplar.

Edirne akarsu yönünden de oldukça zengindir. Bulgaristan'ın Rodop Dağlarından çıkan ve Bulgaristan-Yunanistan-Türkiye sınırlarından Edirne'ye Meriç Nehri girmektedir. Türkiye'nin Yunanistan'la olan doğal batı sınırını, 187 km. boyunca güneye doğru akan Meriç Nehri oluşturur. Bulgaristan'ın Rodop Dağlarından çıkan Arda Nehri ise, Yunanistan'ı geçtikten sonra Edirne sınırları içerisine girer ve Meriç ile birleşir. Bu nehrin Türkiye sınırları içindeki uzunluğu da 1 km.dir. Ayrıca Meriç'in kollarından Tunca Irmağı yine Bulgaristan'daki Balkan Dağlarından çıkar, Edirne il merkezini geçtikten sonra da Meriç'e katılır. Tunca'nın Edirne içerisindeki uzunluğu da 32 km.dir.

Edirne yöresindeki bir başka akarsu da Ergene Nehri'dir. İlin en büyük akarsularından olan Ergene, Istranca Dağlarındaki Karatepe'den çıkar, güneybatı yönünde akarak Edirne'nin önemli bir bölümünü sular. Ergene, aynı zamanda Meriç'i besleyen önemli bir akarsu koludur. Bu büyük nehirlerin dışında il toprakları içerisinde irili ufaklı çay ve dereler vardır. Keşan'ın kuzeydoğusundaki Keşan Deresi, Demircili yöresinden doğar ve Kavak Deresi ile birleşerek, Büyükdoğanca Deresine katılır. Süleoğlu Deresi de il topraklarındaki bir başka akarsudur. Edirne sınırları içerisinde özellikle Enez yöresinde küçük ölçüde göller de bulunmaktadır. Dalyan, Taşaltı, Tuzla, Bücürmene, Sığırcık ve Pamuklu bunların başında gelir.Bu göllerden en önemlisi Enez'in kuzeydoğusundaki Meriç Nehri ile bağlantılı Gala Gölü'dür. Yaz aylarında suları azalan ilkbahar ve kış aylarında bütün Edirne vadisini kaplayan bu akarsular üzerinde su taşkınlarını önlemek ve arazi sulamak amacıyla Altınyazı, Kadıköy gibi barajlar da yapılmıştır.Edirne'nin büyük bölümü ovalarla kaplanmıştır. Kapıkule ile Edirne arasındaki Kazanova ve Eneze kadar uzanan İpsala Ovası bunların başında gelmektedir. Ayrıca Tunca Vadisi'ndeki Tunca Ovası, Ergene Ovası da onları tamamlamaktadır. Bu ovaların alüvyonlu toprakları, tarıma elverişli alanlar oluşturmuştur. Yüzölçümü 6.276 km2 olan Edirne'nin toplam nüfusu 401.606'dır.

İlin ekonomisi, tarım, hayvancılık, sanayi ve turizme dayalıdır. İl topraklarının büyük bir bölümünde buğday ve ayçiçeği yetiştirilir. Ayrıca susam, şeker pancarı, fasulye, kavun, karpuz üretimi de önemlidir.Ayçiçeğinin önemli derecede ekilmesinden ötürü, bunların işlenmesi de burada yapılmaktadır. Trakya Yağlı Tohumlar ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin merkezi Edirne'dedir. İlin kuzeyindeki engebeli alanlarda koyun, kıl keçisi ve sığır besiciliği yapılır. Hayvansal ürünlerden süt, beyaz peynir ve kaşar peyniri burada üretilir.Edirne'de sanayii 1960'lı yıllardan sonra gelişmeye başlamış ve 1969'da kalkınmada öncelikli yöreler kapsamına alınmıştır. 1970'lerin ikinci yarısından sonra yoğun bir sanayileşmeye sahne olmuştur. Gıda ve dokuma dallarında ağırlık kazanan sanayiinin büyük bir bölümü Uzunköprü, Havsa, Meriç ve Keşan gibi ilçe merkezlerinde kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı Demirhanlı Köyü'nde rezervli linyit yatakları bulunmaktadır. Edirne'de bacalı sanayii kurulmasına izin verilmemiştir. Osmanlı eserleri bakımından önemli olan Edirne'de, turizmin de ekonomisinde etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca Osmanlı eserlerinin yanı sıra başta Enez olmak üzere yörede höyüklerin de bulunuşu tarih öncesi çağlara ait kalıntılar da turizm ve kültür yönünden önem taşımaktadır. Edirne Sarayiçi'nde her yıl düzenlenen Kırkpınar Güreşleri ve Kakava Şenlikleri de ilin turizmine ve ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Edirne'nin tarih öncesine ait geçmişi, oldukça eski yıllara inmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ord Prof.Dr.Arif Müfit Mansel'in başlattığı arkeolojik kazılar, daha sonraki yıllarda Pr.Dr.Afif Erzen, Prof. Dr.Mehmet Özdoğan, Doç.Dr.Sait Başaran tarafından yürütülmüştür. Bu kazılar sonunda, yöredeki yerleşimin Kalkolitik Çağda (MÖ.5500-3500) başladığı anlaşılmıştır. Ayrıca Bulgaristan'daki Karanova kültürlerinin uzantısının Edirne yöresinde de devam ettiği görülmüştür. Yörede MÖ.1200'lerde Balkanlar'dan gelen Trak kabileleri, ardından Odrysler burya yerleşmişlerdir. MÖ.513'te I.Dareios Trakya'yı Pers topraklarına katmış, pers egemenliğinin yıkılmasından sonra da Odrysler MÖ.V.yüzyılın ortalarında güçlü bir devlet kurmuşlardır. MÖ.IV.yüzyılda bu devletlerin yıkılmasıyla birlikte II.Phlippos yöreyi Makedonya Krallığı'na bağlamış ve bu durum MÖ.III.yüzyılın sonlarında Kelt akınlarına kadar sürmüştür. MÖ.168'de Edirne yöresi Roma egemenliğine girmiştir. İmparator Cladius döneminde MS.44-46'da burası Roma'nın Trakya eyaleti konumuna getirilmiştir. İmparator Hadrianus buradaki Orestia kasabasını (Bugünkü Edirne), stratejik yönden önemli olduğundan imar etmiş ve Hadrianapolis ismini buraya vermiştir. Hadrianus'un kente kazandırdığı en önemli yapı kale olup, tümüyle bir Roma Castrum'u planına sahiptir. Bu kalenin dört köşesinde dört yuvarlak burç ve bu burçların arasında dört köşeli on ikişer küçük kule ve dokuz kapı dizilmiş, surların önüne de bir hendek yapılmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde, en parlak devrini yaşamış, askeri, ticaret ve ziraat konularında sürekli olarak gelişme göstermiştir. Bununla beraber Roma döneminde Got ve Hun akınlarından kent zarar görmüştür.
avatar
ßurcu
* V.I.P *
* V.I.P *

Kadın
Yaş : 25

Nerden : Antalya

Mesaj Sayısı : 174

Hobiler : Yüzmek
Aldığı Teşekkürler : 300

Ruh Hali :

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz